Uzun hikaye

Yayınlama: 04.10.2016
A+
A-

Uzun yıllar önce bir okul servisinde başladı bu hikaye. Birçok tesadüf sonucu kesişti yollarımız. Çocuktuk. O zamanlar bir hikaye olduğunun bile farkında değildik. Değildik ve bu yüzden binlerce anı biriktirsek de sadece üç beş tanesini kazıyabildik hafızamıza. O anlara uzaktan bakana kadar, ne harika olduklarını anlamadık. Toyduk. Gün geldi, kesiştiği gibi ayrıldı yollarımız. Unutmadık; ama hatırlamadık da. Kimi zaman minik ayrıntılarda bulduk birbirimizi. Saniyenin milyonda biri kadar süren bir tebessümden sonra hayatlarımıza devam ettik.
Mevsimler, hayatlar, acılar, mutluluklar, doğrular, yanlışlar, insanlar, yaşamlar; kısacası yıllar geçti üstünden. Ve ayrıldığı gibi yeniden kesişti yollarımız. Ama bu defa tesadüf değildi. Bu defa bile isteye… Sanki onca yıl geçmemiş gibi, sanki hiç kopmamışız gibi, bütün hikayelerimizi bıraktık birbirimizin avuçlarına. İçten, çıkarsız ve kaygısız… Çünkü biliyorduk ki, bin yıl da geçse aradan, paylaşacak bir şeyler bulurduk. Bulamazsak sarılıp uyurduk.
Hafızalarımızın çekmecelerini kurcaladık tek tek. Öyle çok an, öyle çok öfke, öyle çok mutluluk çıktı ki içlerinden, biz bile hayret ettik. Ha, bir de varlığından haberdar olmadığım eski bir tek fotoğraf. ‘Vay be!’ dedik. Sadece bu ‘Vay be!’ bile binlerce anlam barındırıyordu içinde. İkimiz de biliyorduk; bu yüzden anlatmaya ihtiyacımız yoktu. İç geçirdik ve gülümsedik. Öyle tanıdık bir gülümseme ki, başka yüzlerde aynısını görsek birbirimizin adını söylerdik yine.
Bu, bir çocukluk aşkının yeniden peydahlanması değildi. Bu, zamanında, yaşlarından büyük işlere kalkışmış, bunca zamana rağmen, uzun yıllar boyunca kesişmeyen yollara rağmen, aralarında sırlar saklamayı başarmış iki yakın arkadaşın hikayesiydi. ‘Mutlu ya da mutsuz bir sona ihtiyacı olmayan’ bir hikaye. Kimi hikayelere göre ‘daha çok var olan’ bir hikaye. Hayır, biten şeyler yeniden başlamadı. Nelerin bitmediği serildi ortaya. Ve artık yapılacak daha çok şey, gidilecek daha çok yer, görülecek daha çok mevsim vardı. Ha, bir de biriktirilecek daha çok fotoğraf…
Zaman, o zaman değildi. Yaşımız, o yaş değildi. Kafamızın içindekiler aynı değildi.
Büyümüştük; ama yine yaşımızdan büyük işlere kalkışacaktık.
Yine iyiydik. Yine, ‘İyi ki’ydik.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.