Benim de bir fikrim var!
TRT’de yayınlanan ‘Bir fikrin mi var?’ programında ‘Organik Hoşaf’ın finale çıkmasının ardından kabul edelim, ülke olarak hepimize bir cesaret geldi. Meğer Teslalar, Einsteinlar, Pascallar, Newtonlar hep içimizdeymiş… İçimizdeymiş ama imkan vermemişler bunca zaman yurdum insanına. Ama artık o devirler bitti. Yeni Türkiye’de herkese, herkesin fikrine yer var. Yok öyle artık insanları küçümsemek, tepeden bakmak falan.
Bir fikrin mi var kardeşim? Doldur TRT’deki formu, katıl yarışmaya. Sosyal medyadaki marjinal tiplerin eleştirilerine de sakın kulak asma. Onlar bizim yollarımızı, köprülerimizi hatta ve hatta hoşafımızı bile kıskanan Batı’nın uşakları. Onların dertleri çok başka. Sen anlat fikrini…
Fikrinden de utanma sakın. Dedim ya, Yeni Türkiye’de her fikre saygı var artık. Hoşaftan daha kötü bir fikrin yoktur diye düşünüyorum.
Burada bir anektodu da aktarmadan geçmeyelim değerli okur. Hepiniz en kısa zamanda annelerinizi, eğer hala hayattalarsa anneanne ve babaannelerinizi ziyarete gidiyor, ellerinden öpüp, bugüne kadar yapmış oldukları komposto ve hoşafların kıymetini bilmediğiniz için helallik istiyorsunuz.
Yeni Türkiye çok başka bir şey değerli okur… Harf inkılabının ardından bir gecede cahil kalan toplum, Yeni Türkiye sayesinde bir gecede bilim insanı olabiliyor. Adamlar boşuna demiyor ‘Yeni bir devlet kuruyoruz’ diye…
Boşuna emanet edilmiyor Milli Eğitim tarikatlara… Eğitimin içi boşaltılıyor diye kızmayın hemen, olaya bir de şu açıdan bakın; Bir ülke düşünün mesela, adı da ‘Eski Türkiye’ olsun. Eski Türkiye’de eğitim daha iyidi ancak tüm okullardaki eğitim seviyeleri aynı değildi. Müfredatta ‘evrim’ gibi hem gereksiz, hem de caiz olmayan konular almış yürümüştü. Atatürk’e çok fazla yer verilmişti. Bir de şu Yardımcı Doçentlik konusu vardı ki, birileri el atsın lazımdı buna.
Kısacası ‘Eski Türkiye’ de eğitim karışıktı. Ama ‘Yeni Türkiye’de bu işler yavaş yavaş belirli bir standarda çekildi ve çekilmeye de devam ediliyor. Nedir bu standart? Açıklayayım hemen. Yukarıda da bahsettiğim gibi Milli Eğitimimiz tarikatlara emanet edilerek, müfredattaki gereksiz konular atılarak eğitim kolaylaştırılıyor ve belli bir seviyeye indiriliyor. Daha da açacak olursam, çıtayı yükseltmek yerine aşağıya çekme modeli ile düşük seviyeli eğitimden herkesin faydalanması amaçlanıyor.
‘Peki, bunun ülkeye faydası nedir aga?’ sorularını duyar gibiyim. Hemen onu da söyleyeyim. Normal şartlar altında (Eski Türkiye’de) her yeni nesil eski nesile göre daha iyi eğitim alıyordu. Bu da durduk yere gelişmiş, sorgulayan bir toplum olmamıza neden oluyordu. Ama ‘Yeni Türkiye’de bu gidişata bir son verildi ve eğitimde fırsat eşitliğinin önü açıldı. Bu eğitim sistemiyle gelişmemiş, sorgulamayan bir toplum yaratılarak herkesin eğitim seviyesi belirli bir standarda oturtularak eğitimde adalet sağlanması amaçlanıyor. Böylelikle kimse kimseden daha eğitimli olamayacak. Kimse sorgulamayacak. İlber Hoca hariç! Ona biraz malzeme çıkacak ama olsun.
Ondan sonra da gelsin icatlar. Hoşaflar, kompostolar, turşular.
Az kalsın unutuyordum… Benim de bir fikrim var! TRT, Tübitak duysun, hatta bulsunlar beni. Evde yaptığım (tarifini burada açıklayamayacağım) salata ile yıllardır bize yedirdikleri ‘Gavur Dağı’ salatasına dur demeyi planlıyorum. Salatanın tadı hem ‘Gavur Dağı’ndan daha güzel, hem de ismi yerli ve milli! Patent işlemlerine başladım. İşlemler sona erdikten sonra salatamın adını ve tarifini paylaşacağım.
Kalın sağlıcakla…