Eğitimi konuşalım, Gümüş’ü değil
Merhaba kıymetli okur.
Baktım ki son günlerde Çerkezköy’ün ana gündemi eğitim olmuş, iki satır da ben yazayım istedim. Eğitim dediysem yanlış anlaşılmasın, asıl gündem İlçe Milli Eğitim Müdürü Hüseyin Gümüş. Keşke gerçekten gündemi bu kadar meşgul eden eğitimin kendisi olsaydı ama ülkemizde kişiler kurumların önüne geçiyor biliyorsunuz değerli okur.
Bir sabah sosyal medyada gezinirken kentimizin önemli gazetelerinden birinin İlçe Milli Eğitim Müdürü Hüseyin Gümüş ile ilgili bir haber yaptığını gördüm. Haberin içeriğinde bir okul müdürünün Hüseyin Gümüş’ü, kendisine mobbing uyguladığı gerekçesiyle şikayet ettiği yazıyordu. Ayrıca haberde, Sayın Gümüş’ün ‘Şentop Hocayı aradım, bir günde Fahrettin Karaman’ın kadrosu geldi’ benzeri, Şentop Hocanın torpillisi olduğunu vurgulayan cümleler sarf ettiği yazıyordu. Ardından kentimizin yine önemli bir başka gazetesi de Gümüş’ün lehine yazılar yayınlamaya başladı. Onları da okudum.
Buraya kadar her şey normal seyrinde ilerliyordu ki birden çok acayip bir haberle karşılaştım kıymetli okur. 40 tane okul müdürü, İlçe Milli Eğitim Müdürü Hüseyin Gümüş ile ilgili haber yapan gazeteye gitmişler ve ‘Biz Gümüş’ten razıyız’ demişler.
Bu olay nedense aklıma son dönemde AKP’de yaşanan istifaları getirdi değerli okur. Hatırlarsınız Berat Albayrak ve Süleyman Soylu’nun istifaları esnasında sosyal medya ikiye bölündü. İstifa dedim ama kusura bakmayın alışkanlık. Doğrusu ‘görevden affını talep etmek’ olacaktı. Her neyse, bu olaylar esnasında ‘aceleci’ davranan bazı isimler, sonradan yazdıklarını silmek zorunda kalmış, deyim yerindeyse geri vites yapmışlardı.
Bugünlerde Çerkezköy’de yaşanan ve gündemi meşgul eden bu olayı da aynı şekilde yorumlamak lazım. Özellikle okul müdürlerine seslenmek istiyorum. Malum ‘Yeni Türkiye’de makam işgal edenler makamlarına operasyonla gelip genellikle de operasyonla gidiyorlar. Yeni gelen de koltuğunu sağlamlaştırmak için aşağıdakileri makamından ediyor. Bu nedenle okul müdürlerine tavsiyem, mesai saatlerinde toplu halde gazetelere gideceklerine okullarındaki işleriyle ilgilensinler.
Gelelim Hüseyin Gümüş meselesine değerli okur. Ben bu yazımda Sayın Gümüş’ü ne eleştireceğim ne de sahip çıkacağım. Ülke genelinde çökmüş olan bir eğitim sistemi varken İlçe Milli Eğitim Müdürünün tartışılmasını zaten doğru bulmuyorum. Çerkezköy özelinde konuşacak olursak bizim gündemimiz derslik sayısı, velilerin belini büken kaynak kitap ücretleri, öğrenci servis ücretleri, kantin masrafları, okul kıyafeti masrafları olmalıdır diye düşünüyorum.
Parası olan insanların devletin okullarında bile ayrıcalıklı eğitim alır hale geldiği bir eğitim sisteminden bahsediyorum size kıymetli okur. Fırsat eşitliğinin olmadığı bir eğitim sistemi. Bunun müsebbibi ne Hüseyin Gümüş ne de başka bir bürokrattır. Bunun sebebi, 20 yıldır ülkeyi yöneten iktidardır. Hal böyleyken, iddia edildiği gibi ‘Şentop Hocasına açtığı bir telefonla’ Beden Eğitimi öğretmeni Fahrettin Karaman’ı Fen Lisesine müdür olarak atayan Hüseyin Gümüş’e kızmanın da alemi yok. Sonuçta bu ülke TÜBİTAK’a atanan hayvanat bahçesi müdürünü de gördü.
Kısacası kıymetli okur, balık baştan kokar derler. Hüseyin Gümüş’e gelene kadar eleştireceğimiz o kadar isim var ki Gümüş’ü eleştirmenin ya da kendisine sahip çıkmanın ilçedeki eğitim sistemine bir katkısı olacağını düşünmüyorum. Milli Eğitim politikamız kökten değişirse Sayın Gümüş’ün de diğer bürokratların da işlerini daha rahat bir şekilde yapabilecekleri kanaatindeyim.
Kalın sağlıcakla…