AHHHmet

Yayınlama: 04.10.2016
A+
A-

Hayal kurmayı herkes sever. Kimi biraz daha fazla… Ben o biraz daha fazla sevenlerdenim. Bazen işi abartır, sizin yerinize de sizin hayatınızla ilgili hayaller kurabilirim. Çoğumuzun umurunda değil ama özgür, barış dolu dünya falan… Barış, özgürlük deyince birkaçı bıraktı bile yazının devamını okumayı. Okumaya devam edenler; size sözüm olsun bir gün sizin için kurduğum o hayallerden bahsedeceğim. Ama şimdi sırası değil. Küçük küçük şeylerle koca hayaller inşa eden birinden bahsedeceğim sizlere. Ahmet. Sadece Ahmet.
Daha önce birçok ulusal gazetede çıkan ve Ekin Avcı’nın da haberini yaptığı senaryoyu hatırlayanlarınız olacaktır. Hatırlamayanlar gazetenin arşivine bir göz atsın. Her neyse… O gazeteye haber olan ilanım için bir mesaj aldım. “Eren abi” ile başlayan bir cümle… Biri belli ki derdini anlatıyor. Okudum. Cevap yazdım. Cevap yazdı, karşılık verdim. Derken e-posta ile konuşmaya devam ettik. Sonrasında iletişimimizi sıklaştırmaya başladık.
Ahmet, sadece Ahmet… Sizin anlayacağınız dille spastik. Spastikliğin Ahmet’le tanışana kadar zihnin sadece fiziksel yetilerle ilgili olan kısmıyla ilgili olduğunu bilmiyordum. Şöyle özetleyeyim; Ahmet bizlerin girdiği sınava girip üniversite kazanan, memurluk yapabilecek zekaya sahip biri. Henüz doğumda bir insanın kötülüğüyle karşılaştığı için hayatından kötülüğü o gün çıkarmış. İyi şeyler için yoruyor zihnini. Minimumda kullanabildiği vücuduyla maksimum hazlar yaşıyor. Bara gidiyor, dans ediyor, dışarı çıkıyor, kafede arkadaşlarıyla sohbet ediyor.
Ahmet, sadece Ahmet… Sizin anlayamayacağınız bir dille konuşuyor. Yine sizin ve hatta benim anlayamayacağım dille hayaller kuruyor. Anlayamayız çünkü hayalleri bizim kurabildiğimiz hayallerin güzellik eşiğinin çok üzerinde. Hayallerinden birine beni de ortak etti. Var olsun. Bir hikayesi varmış. Senaryolaşsın istiyor. Elimden geldiğince… Dedim. Ayaklarıyla kullandığı klavyede kaleme aldığı hikayeyi paylaştı benimle. Senaryo şeklinde yazmış. Bir kızı anlatıyor hikayesinde. Okuyorum. Okudukça içine çekiyor hikaye beni. Ve 1 sayfasında ağlamaya başlıyorum. Dizilerde 3 saniyede gösterilen 1 adamın 1 kadının yüzüne elini götürdüğü sahneyi tam 1 sayfa anlatmış. 1 Sayfa… Çocuğun duyduğu hazzı, başka bir dünyaya geçişini, elini götüremeyişini falan…
Ahmet, ah ulan Ahmet! Bir gün senin kadar seversem şayet, sözüm olsun o gün öleceğim.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.