Zafer mi? Matem mi?

Yayınlama: 15.03.2016
A+
A-

RAMAZAN FİŞEK KÖŞEÇok ilginç günler yaşıyoruz. Neden mi? Artık üzülemeyecek kadar üzgünüz. Ağlanacak halimize gülüyoruz şeklinde bir toplumsal deyişimiz de var. Aslında bu güne anlam itibariyle ne de güzel uyar.
Ankara’da 3. kez bomba patladı. Yine nice canlar gitti. Ardı sıra gözyaşı sevdiklerinin gözünde ve yavrular öksüz yetim kaldı. Bir matem havası olduğu kesin! Peki, neden? Mecbur muyuz bu hayatı böyle yaşamaya?
Bir insan niçin şehit düşer? Sevdikleri üzülsün diye mi? Yoksa uğruna ölmeyi göze aldığı ve vatan dediği bu topraklar üzerinde yaşayanlar, mutlu olsun diye mi? Bir insan, gözünü bile kırpmadan ölüme gidebiliyorsa, sevdasının büyüklüğünden, davasının yüceliğindendir. Ama ülkemizde masum insanlar ölüyor. Masumiyetin arandığı yerde zalimliğin olduğu kesin. Ama dedim ya, ülkemizde matem havası var!
Yaşanan olaylar ve ülkemiz üzerinde yaşanan bu matem havası doğru mu? Bize bugün matem havasını yaşatanlar, terör olayları karşısında acizliğini ortaya koymuştur. Halkın moralini yüksek tutmak, teröre karşı vatan savunması veren Mehmetçiğe en büyük desteği vermek demektir. Tarihimizdeki nice zaferlerimizi, silah, cephane, maddi imkan eksikliğine rağmen, yoksulluk içersinde toplumsal inanıcımızla ve milletçe kenetlenerek kazandık. Bizi ancak bir yılgınlık algısıyla yenebilirler ve matem havasıyla coşkun inancımızı kırabilirler. Buna müsaade etmememiz gerekiyor!
Öncelikle yerelden başlayalım. 18 Mart Çanakkale Zaferinin yıl dönümü, Çerkezköy’de matem havasında geçeceği kesinleşti. Dünya tarihini değiştiren ve Türk milletinin uyanış destanı olan 18 Mart Çanakkale Zaferi, yine kısıtlı bir çerçevede protokol portatifinde kutlanacak. Yok ya ne kutlaması, şehitler anılacak. Ama o şehitler niçin şehit oldu? Biz, bugünlerimizde Çanakkale kahramanlarımızın kazandığı zaferi, matem havasında analım diye mi? Çerkezköy Kaymakamlığı’nın 18 Mart Gününe dair yayımladığı tören programına bakılırsa evet, bir zaferden değil de matem havasından bahsetmek mümkün.
Ülkeyi yönetenler ne yapmalı? Öncelikle tüm yabancı ülkelerin konsolosluklarını kapatıp, büyükelçiliklerini sınır dışı etmeli. Ülkede dört bir yanında sıkıyönetim ilan edilmeli. Tüm yabancı sermaye millileştirilmeli, yurt dışı gümrük giriş çıkışı kapatılmalı ve sınır güvenliğimizi tehdit eden her unsura karşı, an itibariyle top yekûn savaş halinde olduğumuzu duyurmalı. ABD ve AB başta olmak üzere tüm Dünya’ya, bölgemizden insanlarımızı katleden terör örgütlerine yardımlarını kesmelerini ve topraklarımızda terör belası sürdüğü müddetçe savaş halinin süreceğini belirtmeli.
Bizim ülke olarak Dünya’ya karşı böyle bir tavır takınacak gücümüz var mı? Cevabım tabi ki evet. Asıl sorulması gereken soru, ülkeyi yönetenlerin böylesi kararlar alacak yüreği ve cesareti var mı? Sorunun cevabı Dünya’yı kendimize hayran bıraktığımız ve tarihin seyrini değiştirdiğimiz Çanakkale Zaferini, matem havasında anma etkinlikleriyle geçiştirmemizde gizli. 101 yıl önce Çanakkale’de şehit olanlar bizim bu zaferi ağlaya zırlaya, anma etkinlikleriyle geçiştirdiğimizi görse ne yaparlardı acaba?      
 

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.