Deliriyoruz Birader!
“Çalıştığı iş yerine ait 94 bin lirayı yaktı!”
Bu bir dramdır dostlar!
İroniye bakar mısınız? 94 Bin lirayı adam fakirlikten yakıyor. Muazzam deliriyoruz. Memleketçe…
Trabzonlu bir abi bunu yapan. Karadeniz çılgınlığı değil ama yaptığı. Bildiğin fakirliğin verdiği yetkiye dayanarak yaptı. Yaptı, etti diye oradaymışım gibi konuşuyorum, evet. Orada değildim ama o Trabzonlu abi gibi bambaşka insanlar var etrafımda. Her an her şeyi yakabilirler! Araba satan biri araba yakabilir mesela… Satın alamadığı arabayı satmaya çalıştığı için yakacaktır o arabayı, fazla arabası olduğu için değil. Dostlar! Sahip olmadıklarımızı başkalarına sahiplendirebilmek için çalışıyoruz. Çikolatayı tattığında şaşıran kakao işçisini aklınızdan çıkarmayın. “Satılık lüks daire” brandası altında gölgelenen, akşam gece kondusuna dönen inşaat işçisini unutmayın.
Mandıra Filozof’u diye bir film var. “Ben paraya karşıyım” felsefesi üzerine dönüyor, izlemişsinizdir. Orada aslında bu abinin hikayesini anlatıyorlar biraz biraz. Mantık olarak basit bir film lakin verdiği mesajlar harika. Satış temsilcisine koyuyorlar bir kota. Doldur babam doldur. Hedefin peşinden koşarken hayatı kaçıran insanlar çıkıyor ortaya. Aile? Kuramıyor. Kuran? Bakamıyor. Bakan? İlgilenemiyor. Parayla hayatımızı takas ediyoruz. Şimdi diyeceksiniz “Ne diyooon lan deyiiişiikk???” Diyorum ki makule oynayalım hepimiz. Yettiği kadar kazanalım. Biriktirirken başkasından çalıyoruz, bugünden çalıyoruz haberimiz yok.
Yarınla bugünü takas etmek ne kadar mantıklı Allah aşkına? Yarın için bugün daha fazla çalışıyorsun. Yarın geldiğinde biriktirdiklerin var lakin harcayacak gücün yok. Hep romanlara özenmişizdir. “Oooh, bugün bulup, bugün yiyorlar.” Eee sana kim diyor yarın için biriktir diye?
Dostlar, kendimizi yakmadan bir hayallerimizi yoklayalım. Çarka birlikte sokarsak çomağı, toparlarız gibi geliyor.