Antik suyoluna dinamit!

Yayınlama: 20.02.2020
A+
A-

Vize’nin Pazarlı Köyü yakınlarından başlayarak Saray üzerinden İstanbul’a kadar uzanan ve milattan sonra dördüncü yüzyıla tarihlenen antik su yolunun Çatalca sınırları içerisinde kalan bölümü definecilerin ağır tahribatı altında
1600 yıllık antik suyolunun Istrancaların orman dokusu içerisinde, yüzeyde en kolay takip edildiği Çatalca sınırları içerisinde çok sayıda su kemeri bulunuyor. Yörenin kültür varlıkları arasında önemli bir yere sahip bu su kemerleri, doğa turizmini geliştirmek için yürütülen projelerin de odağında bulunmasına karşın, son aylarda hazine avcılarının gözlerini diktiği bir bölge haline geldi. Doğa yürüyüş yollarının önemli duraklarından biri olan Ballıgerme su kemeri defineciler arasında bir şehir efsanesi gibi anlatılan “kemer taşları arasında altın bulunduğu” rivayetleri üzerine son bir ay içerisinde geri dönüşü olmayacak şekilde tahrip edildi.

BİR AY ÖNCESİNE KADAR BÜTÜNLÜĞÜ KORUNUYORDU
Bir ay öncesine kadar tarihi kemerin bütünlüğünü koruduğunu söyleyen Çatalca Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Ahmet Rasim Yücel “İstanbul’un dördüncü yüzyılda, Roma İmparatorluğunun yeni başkenti olarak seçilmesiyle, tıpkı yirminci yüzyılda olduğu gibi büyük bir nüfus patlaması yaşanmıştı. Bu gelişme doğal olarak beraberinde büyük alt yapı sorunlarını da birlikte getirmişti. Yiyecekle birlikte halkın suya da gereksinimi vardı. Bu talep Roma tarafından o güne kadar yapılmış en uzun ve karmaşık su kemeri sistemiyle karşılanmıştı. Bu kemerler de bu sistemin birer parçası. ” dedi.
ŞEHİR EFSANESİ İÇİN YOK ETTİLER
Şehir efsanelerinin definecileri bu su kemerlerine getirdiğini anlatan Ahmet Rasim Yücel “Halk arasında konuşulan ve aslı olmayan dedikoduya göre bu eserleri yapanlar taşlar arasında altın koyarak, yokluk zamanlarında halkın kullanmasını istemişler. İşte bu asılsız dedikodu insanları buraya sürüklüyor. Ellerindeki sahte define haritaları ile bu tarihi eserleri parçalıyorlar. Ballıgerme su kemeri yaklaşık 1600 yıl önce yapılmış. Bugün artık defineciler tarafından tamamen parçalanmış durumda. Tarihi eserlerimize yazık oluyor ” şeklinde konuştu.
Yetkililer olayla ilgili soruşturma başlatıldığını dinamit patlatan define avcılarının kimliklerinin tespit edilerek yakalanması için çalışmaların sürdüğünü söyledi.

VİZE SUYOLU HAKKINDA
Dünyanın en uzun suyolu olarak bilinen Kırklareli Vize ilçesinden Istranca Dağlarından başlayıp Çatalca ilçesinden geçip İstanbul’a ulaşan antik su ikmal sistemidir. Söz konusu suyolu, Napoli Körfezinde, Köln’de ya da Kartaca’da varlığı bilinen diğer Roma su kemerlerinden çok daha uzundur. Ayrıca 5.yüzyılın ortalarında kentten çıkıp Trakya tepelerini dolanarak Vize ilçesine kadar uzanan yeni suyolları 451 kilometre gibi şaşırtıcı bir uzunluğa ulaşır. Geç Roma döneminde İstanbul’a su getiren bu isale hattının yapımına Constantinus (324-337) tarafından başlanmış olması ihtimali çok büyüktür. Constantinus, imparator olunca kenti imara başlamış ve Istrancalar’dan çok uzun bir isale galerisi ile kente su getirmeyi planlamıştı. 242 km. uzunluğundaki bu isale hattının tamamının Constantinus’un kısa süren imparatorluk döneminde yapılmış olması mümkün değildir. Constantinus tarafından başlatılan hat, oğlu Constantius (337-361) veya daha sonraki Roma imparatorları tarafından tamamlanmış olabilir. Bu isale galerisinin izine, en son Vize’nin 6 km. batısındaki Fındıklı Dere’nin içerisindeki (Pazarlı) su alma yerinde rastlanmıştır. İsale hattı Vize, Saray, Istranca, Aydınlar, Gümüşpınar, Çiftlikköy, Kalfaköy, Dağyenice üzerinden Terkos Gölü’nün güneyinden geçerek Tayakadın’a ulaşır. Sonra Alibeyköyü Deresi’nin sağ kıyısından devam ederek Cebeciköy ve Küçükköy’ü geçip Edirnekapı’nın 200 m. kadar güneyinden kente girer. Vize yakınlarında toplanan bu sular, tek bir yerden alınmayıp ağaç dallarına benzer bir şekilde çeşitli kaynaklardan akmaktaydı. İsale hattının üzerinde halen yarı yıkık veya yalnız temelleri kalmış 40 kadar su kemeri vardır. Yaklaşık 1000 yıl devamlı olarak kullanılan su ikmal sistemi muhtemelen depremlerin yarattığı hasarlar yüzünden XII. yüzyılda terk edilmişti. İstanbul’un fethinden sonra, Fatih Sultan Mehmet bu Roma yapıtlarının tamir edilmesiyle beraber yenilerinin de inşa edilmesini emretmiştir. Diğer yandan ise Osmanlı dış dünyadan daha az tehdit altında kaldığı için surlar içindeki sarnıçlar önemini yitirmiş ve zamanla tarihin için yok olmaya yüz tutmuştur. 30 yılda inşa edilen kanal, kolları hariç 242 kilometre, kollarlarıyla birlikte toplam uzunluk 451 kilometreye ulaşıyor. Pompalama sistemi olmadığı için suyun bu kadar uzun mesafe boyunca yer çekimiyle akması, mükemmel bir işçilik ve mühendislik harikası anlamına geliyor. Yani sadece eğim vererek suyu 242 km taşıyabilmeniz gerekiyor. Bu da çok ince bir hesap ve işçilik gerektiriyor. Örnek vermek gerekirse Kırkçeşme isale hattında en uçtaki su kaynağının yüksekliği deniz seviyesinden 60 metre civarında olup şehir içinde dağıtım yapılan bölgenin deniz seviyesinden yüksekliği ise 40 m civarındadır. Hattın uzunluğunu 40 km civarında kabul edersek her 1 kilometrelik mesafeyi maksimum 50 santimetrelik bir yükseklik farkı ile kat edebilmişlerdir. Modern yükseklik ölçü aletlerinin (altimetre) bulunmadığı dönemlerde bu hesaplarının bu detaylarda yapılabilmesi insanı şaşırtıyor.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.