‘‘Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, başka türlüsü güç!’’
Tahmin ettiğimiz gibi bir referandumu geride bırakıp yeni Türkiye’ye uyandık. Referandumun şaibeli olacağını zaten biliyorduk. Yaşananların hiçbiri hiçbirimizi şaşırtmadı sanıyorum. Yüksek Seçim Kurulu başka bir yerden getirildiği kanıtlanmadığı sürece mühürsüz oy pusulası ve zarflarının da geçerli sayılacağını açıkladı. Sanki ilgili kanunda belirtilmemiş, sanki başka bir yerden getirildiğini kanatlayabilirmişiz, sanki kanıtlasak bile kabul edeceklermiş gibi yaptı bu açıklamayı. Sonra işte arka arkaya evet basılan oy pusulaları, geçersiz sayılması gereken oylar falan… Bunlara şaşıran varsa Türkiye’de yaşamıyordur. Şaşırılacak bir şey yok. Ne olacağını, nasıl olacağını biliyorduk ve öyle de odu.
Şimdi RTE bütün yetkiyi eline aldı, ülkenin hali harap falan düşüncelerini bir kenara bırakın. Sistem beni korkutmuyor. Çünkü zaten bütün yetki elindeydi. Zaten ne istiyorsa yapıyordu, ne isterse alıyordu. KHK’lar falan gırla… Türkiye zaten başkanlıkla yönetiliyordu, sadece adı bu değildi. O yüzden bırakın bunun için endişelenmeyi. Beni asıl korkutan şey sistem değil, bu sistemi destekleyen vatandaş. Çünkü bu vatandaş, kazandığı her zafer sonrasında benim hayatım, yaşam biçimim, kararlarım karşısında güç kazanıyor. Bu vatandaş, ‘‘Sen kazandın’’ı her duyduğunda şort giydiği için bir kadını tekmeleme hakkını daha çok görüyor kendinde.
Ben bu sistemde, bu ülkede yaşamaktan korkmuyorum da ben bu sistemi destekleyenlerin arasında yaşamaktan korkuyorum bu yüzden. Ve bu yüzden, benimle aynı endişeyi paylaşan birinin önüne bir harita koyup bir Turgut Uyar dizesiyle seslenmek istiyorum:
‘‘Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, başka türlüsü güç!’’