Tıpkı eski günlerdeki gibi…

Tıpkı eski günlerdeki gibi…
Yayınlama: 24.02.2015
A+
A-

köşeHey gidi eski günler… Beraber yürünen yollar, birlikte ıslanılan yağmurlar, birlikte açılan davalar, birlikte düzenlenen olimpiyatlar ve birlikte iftar sofraları.
Sonra o soğuk kış günleri. Ayırdı eski dostları. Sağlam kavga çıktı. Kartları açık oynadı iki taraf. Bir yılı aşkın bir süredir de devam ediyor kavga…
Sonra haberler yapılmaya başlandı. Birbirlerini yaftalayan, hain ilan eden haberler. Gazetelerden, televizyon kanallarından, sosyal medyadan…
‘Mümkünatı yok bir araya gelmezler’ gibi yorumlar yapılır oldu. Taraflar seçildi, kılıçlar çekildi çünkü.
Genellikle karı-koca arasında yaşanan kavgalarda araya girenler için büyüklerimizin kullandığı, adeta atasözü niteliğinde bir cümle vardır, ‘araya girme, onlar yarın barışır, kötü olan sen olursun.’
Boşuna söylememiş büyüklerimiz, sahiden de araya girenler genellikle kötü oluyor. Ben mesela…
Benim araya girmek, kavgayı yatıştırmak, tarafları barıştırmak gibi bir niyetim de yoktu aslında. Bir şeyler gördüm, onları söyledim.
Hay söylemez olaydım. Zaman tekerrür etti sanki, taraflar burukça birbirlerine sarıldı ve bu hislerle üzerime geldiler.
Üzüleyim mi? Sevineyim mi? Bilemedim…
Ergenekon ve Balyoz davasında yargılananlar tek tek aklanırken, ben haftalardır muvazzaf subay tedirginliğiyle yaşıyorum hayatı.
Ne dersiniz?
Çerkezköy’de tekrar filizlenen bu eski aşktan ‘Osmanlıca Olimpiyatı’ çıkar mı?

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.