Konu hayvanlarsa, benim de söyleyeceklerim var!
Merhaba kıymetli okur.
Son günlerde sosyal medyada dolaşan ve Belediye Başkanı Vahap Akay’a çağrı niteliğinde olan ‘Hayvan katliamına dur de’ konulu paylaşımlar gördükten sonra, üç adet köpek, 3 adet de kedi sahiplenmiş bir insan olarak bu yazıyı yazma gereği duydum. Yanlış duymadınız, hali hazırda 3 adet köpek, 3 adet de kediyle birlikte yaşıyorum. Ara sıra misafirim olan, tedavisini yapıp iyileştirdiğimiz diğer hayvanları yazmıyorum bile.
Şunun da altını özellikle çizmek istiyorum, bu yazıyı sırf sosyal medyada fazladan ‘beğeni’ almak için duyar kasanlar gibi ya da belediye başkanı Vahap Akay’ı siyaseten köşeye sıkıştırmak amaçlı işkembeden sallayanlar gibi de yazmıyorum. Vahap Akay da dahil, beni tanıyan herkesin bildiği gibi tamamen ‘hayvan sever’ kimliğimle yazıyorum.
Hayatında bir köpeğin ya da kedinin başını okşamamış, önlerine bir kap mama, bir tas su koymamış insanlar, aralarında muhakkak hayvan sever olanları vardır ve onları tenzih ediyorum, sosyal medyadan ve basın üzerinden ‘Hayvan katliamına dur de’ konulu paylaşımlar yaparak Çerkezköy Belediyesini ve Başkan Akay’ı siyaseten sıkıştırma gayreti içine girmiş.
İşin siyasi boyutu beni ilgilendirmiyor kıymetli okur. Ben hayvan sever biri olarak işin vicdani boyutuyla ilgileniyorum ve bu yazıyı yazmamın asıl nedeni, insanların şapkalarını önüne koyup düşünmelerini sağlamak.
Şapkalar hazırsa başlıyorum. Yazının başında da söyledim, 3 adet köpek, 3 adet de kedi sahiplenmiş bir insanım. Köpeklerimin adı sırasıyla Mecnun, Bal ve Üç. Üç isimli köpeğimin isminin ‘Üç’ olmasının nedeni, hali hazırda üç adet bacağının olması. Bir bacağını tren kazasında yitirmiş. Kedilerimin isimleri de sırasıyla Patron, Selçuk ve Cücüş.
Ben ve eşim, yani iki kişi az önce saydığım altı hayvana bir şekilde bakıyoruz. Peki kıymetli okur, nüfusu neredeyse 200 binlere dayanan Çerkezköy’de kaç kişi bu duyarlılığı gösteriyor? Ya da şöyle sorayım, kaç kişi evinde bir hayvanla beraber yaşıyor? Onu da geçtim, sokaktaki hayvanlara karşı duyarlı olan kaç kişi var? Bence yüzde 1’i geçmez.
Sokaktaki hayvanlar, bir kentin medeniyet ölçüsüdür derler. Eğer sokaktaki hayvanımız mutluysa insanımız da medeni ve mutludur demek. Bu noktada tabi ki Belediyeye ve Belediye Başkanına büyük iş düşüyor ancak bu durumu düzeltecek olan belediye değil, vatandaşın kendisidir. Her birey, kendisinin olduğu kadar sokaktaki hayvanların da bu kentte yaşama hakkı olduğunun bilincine varmalı, çöpe attığı ekmeğini, suyunu o canlarla paylaşmalıdır. Vatandaş belediyeyi; ‘Bu köpekleri mahallemizde istemiyoruz, toplayın bunları’ diye aramak yerine, belediyeden o köpekler için mama ve su kabı temin etmeye çalışmalı, o hayvanların sağlığı için gerekli olan adımları atmak için belediyeyi teşvik etmelidir.
İşin siyasi boyutuna gelecek olursak, yani Vahap Akay meselesine. Şahsım adına şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim, kendisi hayvan sever bir insan. Öyle uzaktan şemsiyenin ucuyla dokunarak falan da sevmiyor hayvanları. Gönülden, içten seviyor. Barınak koşulları kötü mü? Bir çok kez barınağa gitmiş ve hayvan sahiplenmiş biri olarak çok iyi diyemem. Orada çalışanlar ellerinden geleni yapmaya gayret ediyorlar. Daha iyisi olur mu? Muhakkak olur. Ama önce vatandaş olarak iğneyi kendimize bir batıralım, çuvaldızı sonra batırırız belediyeye.
Bu arada, barınak dediğimiz yerde hali hazırda bulunan hayvan sayısı 300’ü geçmez kıymetli okur. Bu vesileyle sosyal medyadan ve basın üzerinden Çerkezköy Belediyesine yüklenenlere de bir çağrıda bulunmak istiyorum. Ben yedinciyi de sahiplenmeye hazırım. Sizler de sahiplenin birer canı, hem barınak nefes alsın, hem de ne kadar samimi olduğunuz anlaşılsın. Belki bu vesileyle Başkan Akay da barınak koşullarında iyileştirme yapar.
Kalın sağlıcakla.