İlk Aşkım ve Süt Dişim

Yayınlama: 29.11.2016
A+
A-

İlk aşk tecrübemi ve ilk özgüven kırıklığımı 5 buçuk yaşımda tattım.
Alper Canıgüz’ün Oğullar ve Rencide Ruhlar kitabında bir tanımlaması var, okuyanlar bilir. ‘‘5 yaş insanın en olgun çağıdır, sonra çürüme başlar.’’ diyor Canıgüz. Velhasılıkelam ben de olgunluğuma erişmiş yavaş yavaş çürümeye yüz tutmuşken aşık oldum.
Anasınıfına gidiyorum. Yaklaşık 2 hafta süren anasınıfı maceramdan sonra dikey geçişle ilkokula başladığımı göz önünde bulundurursak pek öyle uzun soluklu bir aşk hikayesi sayılmaz ama aşk aşktır işte. Alıyor, yere çarpıyor insanı.
Öyle bir aşk ki, resim saatinde pastel boyalar için kavga ediyoruz. Öyle bir aşk ki uyku saatinde uyku girmiyor gözüme. Oyun saatinde onun oyuncaklarını falan kırıyorum öfkemden, öyle bir tutku. Yemek saatlerinde hep tam karşısında oturuyorum. Doludizgin bir aşk yaşıyoruz.
Yine bir yemek saatinde karşılıklı oturup göz göze yemek yiyorduk ki dünya bana ne kadar acımasız bir yer olduğunu somut bir örnekle gösterdi.
5 buçuk yaşındayım, olgunluktan çürümeye adım atmışım, unumu elemiş eleğimi asmışım, sevdiceğimle karşılıklı yemek yiyoruz ve birden ağzımdan takır tukur sesler gelmeye başlıyor. Süt dişim! O lanet olası süt dişim -üstelik en öndeki- elimde kalıveriyor birden. İşte o an feleğin çemberinden geçtiğim, dünyanın acımasız yüzünü gördüğüm, ilk aşk acımı yaşadığım, ‘‘Yer yarılsın da dibine gireyim, Tanrım ben bunları hak edecek ne günah işledim?’’ dediğim ilk an… Sonrasında çürüme devam ettikçe alışıyor, daha az sorguluyor insan ama konumuz bu değil.
O an orada işimin kalmadığını anlayıp, tasımı tarağımı toplayıp, beslenme çantamı, suluğumu ve ilk kalp sızımı yanıma katıp ilkokula başladım.
Ama aşk işte çok şey götürse de çok şey de katıyor insana. O sene değil de bir sonraki sene okula başlamış olsaydım muhtemelen şu anki eğitim seviyemde olamayacaktım. Çünkü hep bir seneyle yırttım sistem değişikliklerinden, sayısı artan giriş sınavlarından.
Adını dahi hatırlamadığım ilk aşkıma seslenmek istiyorum hazır kendime ait bir köşe bulmuşken:
Senden sonra çok da bir şey değişmedi. Aşk hep aynı aşk, sızı hep aynı sızı. Ha, bir de unutmadan; o elimde kalan süt dişimin yerine yenisinin gelmesi yaklaşık 3 yıl sürdü. Senden kalan boşlukla yıllarca dolaşıp durdum okul sıralarında. Ama şimdi hepsi çok sağlıklı, beni merak etme. Keşke bütün boşluklar diş boşluğu gibi olsa…