Emek Apartmanı
Üniversite dönemim boyunca birçok farklı evde yaşadım. Hepsi kendi içinde eğlenceli mahallelerdeydi. Değişik komşularım oldu. Hatta ünlü komşum bile oldu ayıptır söylemesi. Ama benim için en özeli yüksek lisansın ilk yılı tek başıma kaldığım evdir. Tabii bunun, kişisel olarak sahiplendiğim ilk evim olmasıyla da alakası vardır mutlaka ama asıl mesele bu değil. Emek Apartmanı antidemokratik bir demokrasi örneğidir.
Ne demek istedi şimdi bu? diyebilirsiniz. Haklısınız da. O zaman konunun en başına dönelim. Aslında ev arkadaşımla evlerimizi ayırmak gibi bir isteğimiz yoktu; ama apartmanımızı yıktılar. Apartmanımızı yıktılar ve yerine daha güzelini yaptılar. Neyse, yıkım falan derken ev arkadaşım başka bir arkadaşının yanına yerleşti, ben de aynı mahallede bulduğum ilk eve… Emek Apartmanı, Fulya’da bir yokuşta bulunan 40 yaşında bir bina. Apartmanın ayırt edici özelliği yaşlı olması değil elbette, o semtte birçok bina aynı yaşta.
Evi internetten buldum, hemen tutmak istiyorum, aciliyetim var. Önce emlakçıya sonra da emlakçıyla birlikte ev sahibinin yanına gittim. Ev sahibinin apartmanın altında bir dükkanı var. Dükkan dediysem, çok öyle ticaret yapılan bir yer gibi düşünmeyin. Müstakbel ev sahibim Haki Amca, evde canı sıkılmasın diye dükkanda oturuyor, cumalar hariç namazlarını dükkanda kılıyor, memleketten bal falan getirirse konu komuşuya satıyor, camiden arkadaşlarına çay demliyor ve bir de mahallenin kedilerini besliyor. Yani dükkan ekonomiye katkı ya sağlıyor ya sağlamıyor. Dükkanımsı.
Haki Amca beni çok güzel karşıladı. İkramlar, sohbetler. Adamcağızın derdi evini kiraya vermek değil, evini ‘düzgün’ birine kiraya vermek. Biraz sohbet ettik, sevdi beni. Olur. dedi. Evi gör, beğenirsen gel otur. Öyle böyle anlaştık, el sıkıştık. Yalnız, hanım kızım, dedi, senden birkaç ricam olacak. Tabii amcam. dedim, Tabii nur yüzlü amcam. dedim. Ne ricası emret. dedim. Sabahları ekmek almaya ben gideyim. bile dedim. Haki Amca çayları tazeledi. Biz, dedi eşimle en üst katta oturuyoruz. Yaşlı insanlarız. Eve öyle çok gelip giden ‘erkek’ olmaz dimi? Hacı Abi, biz aktivitelerimizi kızlı erkekli yapan genç insanlarız, al evini başına çal. diyemedim tabii, eve ihtiyacım var. Yok Haki Amcacığım, ben sabah okuluma gider akşam gelirim. Yemeğimi yer, meşrubatımı içer uyurum. Şu saksıdaki çiçekten bir farkım yoktur. dedim. Ohh ohh maşallah. dedi. Zaten diğer dairelerde oturan kızlarla da tanışırsın, hepsi senin gibi hanım hanımcık, genç kızlar. dedi. Diğer dairelerde oturan kızlar? Apartmanda sadece genç kızlar mı oturuyor? Yok, dedi, benim eşimle oturduğum dairenin altında da eski eşim oturuyor. Kızların hepsi genç değil yani. İçimden, Nereye düştüm lan ben? diye düşünürken Bir de depozito meselesi var. dedi. Haa, dedim evet, iki kira depozito veriyoruz sanırım. Evet ama dolar olarak. dedi. Adam kefen parasını döviz olarak biriktiriyor. Kaç defa ölmeyi planlıyorsa artık. Yapacak bir şey yok, denize düşen ev sahibine sarılır. Kabul. dedim her şeye. 1 hafta içinde de yerleştim yeni evime. Yeni evin ilk heyecanı başka oluyor. Ama bir yandan da çok tedirginim, nasıl tiplerle komşuluk edeceğimi bilmiyorum. Birkaç gün geçti sessiz sedasız. Acil bir e-posta göndermem gerekti, eve henüz internet bağlatmadım. El mahkum, tedirginlikle yan komuşumun kapısını çaldım, açan olmadı. Hop, alt komşumun kapısına dayandım. Kapıyı açtı, utana sıkıla derdimi anlattım. Güler yüzle Tabii, dedi, benim kotam senin kotan. Komşuluk öldü mü? Hatta gel bir şeyler ikram edeyim. Girdim içeri, her taraf boş bira şişesi. N’oluyor lan, Haki Amca bunu mülakatsız mı aldı acaba eve, diye düşünüyorum o sıra. Kusura bakma. dedi komşum, Akşam erkek arkadaşımla biraz tartıştık, belki duymuşsundur sesleri. Ev biraz dağınık. Erkek arkadaş, bira şişeleri… Ulan yoksa bu Haki bana mı taktı, hedef ben miyim? Bu niye rahat bu kadar? Neyse, sağ olsun gönderdim e-postamı, teşekkür edip çıktım yukarı.
İkinci şoku bir cumartesi günü yaşadım. Alt komşumun yan komşusu olduğunu söyleyen ‘hanım hanımcık’ bir kız arkadaş kapımı çaldı, önce Hoş geldin. dedi, sonra da akşam evde toplanıp rakı balık yapacaklarını söyledi. Sen de gel, gitar çalan bir arkadaş da var, eğleniriz. Olur. dedim. Dedim de bu nasıl iş? Haki Amca duymuyor mu, görmüyor mu bunları? Gittim de akşam. Aynen söylediği gibi yedik, içtik, eğlendik kızlı erkekli. Ben Haki kapıya dayansın diye bekliyorum, çıt yok. Bir zaman sonra ben de koyverdim.
Birkaç gün sonra kapı çaldı yine. Duştan çıkmışım, bornozlayım. Kapıyı hafif araladım elinde kumandayla tontiş bir teyze. Yavrum ben Hatice Teyze’n, üst katında oturuyorum. Benim tv’de Kabe’yi gösteren bir kanal vardı, kaybolmuş, onu bulsana bana. dedi. Üst katımda oturuyorsa Haki Amca’nın bir alt katı oluyor. Aa Hatice Teyze’m, dedim, tonton teyzem, dedim, sen Haki Amca’nın eski eşisin galiba. dedim. Yok, dedi ben nikahlı eşiyim, o yanına tüneyen Emine… (burayı sansürlemek zorundayım) imam nikahlısı. Otuz yıldır altlı üstlü oturuyoruz. OTUZ (30) YIL! Ulan Haki, dedim içimden, ben senin ahlak anlayışını besleyip büyütüp kurbanda keseyim. Teyzem, dedim sen kumandanı al git, ben giyinip geliyorum, bulacağım senin kanalını. Gittim. Bulamadım. Canın sağ olsun. dedi. Aç kalma yavrum, akşamları gel yemek ye bende. dedi bir de. Gelirim. dedim. Gittim de birkaç defa.
Ertesi gün öğle saatlerinde yine kapı çaldı, yeni yeni uyanıyorum. Bu sefer biraz daha genç ve biraz daha az tontiş bir teyze, Hoş geldin yavrum, güle güle otur. dedi. Ben Emine Teyze’n Haki Amca’nın eşiyim. Denizde kum, Haki’de eş. Buyur Emine Teyze. dedim. Pazara gidiyorum bir şey lazım mı? Öyle veya böyle bakıyor insanlar bana. Yok Emine Teyze, teşekkür ederim. dedim. Gir bir kahve yapayım. Girdi, kahve içtik. Sen Haki Amca’na bakma. dedi. O böyle namazında niyazında falan ama zamanında o da az değildi. Gazinolar vardı eskiden, gazinoda tanıştık biz. Oturdu mu bir büyük devirirdi. Yani diyeceğim o ki keyfinize bakın. Arkadaşların da gelecek, içki de içeceksiniz. Gençsiniz. Gerekirse ben idare ederim sizi. Apartmanın bu kadar sıkı kuralları varken herkesin nasıl bu kadar rahat olduğunu düşünmeme gerek kalmadı artık. Sebebi belliydi: Emine Teyze. Sağ olasın Emine Teyze’m. dedim. Sağ olasın Hatice Teyze’m kadar tontiş olmayan teyzem. Haliyle daha sonra tüm apartman birlik beraberlik içinde yaşadık. Hatice Teyze kaybettiği kanalı buldu mu bilmiyorum ama Emine Teyze çok idare etti bizi.
Haki Amca Emek Apartmanı’nı kendi çapında bir diktatörlükle yönetiyordu. Daha doğrusu o öyle sanıyordu. Ancak apartman iç ve dış eşlerin oyunlarıyla bölünmüş, kafasının dikine gidiyordu. Olsundu. Apartman sakinleri huzur içinde yaşıyordu. Haki Amca da öyle.
Ha bir de evden ayrıldığımda dolar yükselmeye başlamıştı. Ha düştü ha düşecek derken depozitoyu geri ödeme işini bayağı erteledi Haki Amca. Sonunda dolar tavan yaptı, ben de paramı Haki Bank’ta değerlendirmiş oldum.
*Gerçek bir hikayeden alınmıştır. Belki de alınmamıştır.