Kırmızıyı da sevelim

Yayınlama: 04.10.2016
A+
A-

Çok sevdiğim arkadaşım, komşum Eren Bozkurt, geçtiğimiz sayıya çok leziz bir köşe yazısı yazdı. Tekrar tekrar okudum, okuttum. Çoğumuzun yaşadığı, yaşayabileceği duygu ve durumları harika özetlemiş. Hatta tüm cümlelerini bir kenara bırakalım, kırmızı ve mavi üzerinden yaptığı benzetmeler yeterli bahsettiklerini anlamamız için.
Anlayacağınız üzere, ben bu kırmızı ve mavi meselesi üzerine bayağı düşündüm. Anlattığı gibi ben de kırmızıdansa maviyi seven, kimi zaman maviyi ‘özleyen’ biriyim. Ama galiba duruma o kadar da karamsar bakmıyorum. Daha doğrusu bakmamaya karar verdim. Biri sayesinde kırmızıya alışmamız, mavi kadar olmasa da kırmızıyı sevmeye başlamamız o kadar da kötü olmayabilir. Mavi en sevdiğimiz olsun. Kırmızıyı da sevebilmek bizi çoğaltsın. Bize kırmızıyı da sevdirebildiği için daha çok sevelim hatta o insanı. Bize yeni bir pencere açtığı, hayatımıza yenilikler kattığı için.
Tamam kabul, her şeye bu kadar tozpembe de bakamayız. Ama bir insanı, bir hayvanı, bir şeyleri sevmek güzeldir. İnsana enerji verir sevmek. Mavinin yerine kırmızıyı sevelim demiyorum tabii ama maviyle birlikte kırmızıyı da sevelim.
İşin gitmekle ilgili kısmına gelecek olursak, eğer gitmekten başka çaremiz kalmadıysa zaten artık ‘gidememek’ diye bir seçenek yoktur. Ama eğer gidemiyorsak zaten gitmememiz gerekiyordur. ‘Sevme ama sövme de.’ demiş Eren. Ben de diyorum ki yeri geldiğinde söv ama sevmekten vazgeçme.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.