Balayı
Her yıl olduğu gibi bu yıl da koca bir yazı düğünden düğüne koşarak, evlenen arkadaşalarıma mutluluklar dileyerek ve ‘darısı başına’ cümlesini bin altı yüz elli sekiz defa duyarak geçirdim. Emeği geçen herkese teşekkür ederim.
Evlenmek ya da evlenmemek eleştirilecek şeyler değil. Herkesin kendi tercihi, kendi arzusu. Ama benim anlamadığım bir şey var. Balayı tatilini lüks otellerde geçirmeyenler mutlu olamıyor mu? Evlenip balayına giden her çift sosyal medya hesaplarında tatil fotoğraflarını paylaşıyor, bizi mutluluklarına ortak ediyor. Sağ olsunlar. Fakat neredeyse herkes aynı otellerde tatil yapıyor. Lüks otellerin balayı çiftlerine sağladıkları ayrıcalıkları biliyoruz, evet. Onlar da sağ olsunlar. Ama emin olun, balayına herhangi bir köye gitseniz, mahallenin kıraathanesine otursanız ve bir ‘balayı çifti’ olduğunuzu söyleseniz çaya para vermezsiniz. Yani diyeceğim o ki, bizim ülkemizde evlilik ‘kurumu’na ya da diğer bir deyişle üremeye dayalı yatırımlara yönelik destek zaten mevcut. Bunun için lüks otel ayrıcalıklarına ihtiyaç duyduğumuzu sanmıyorum. Bu yüzden otel seçiminde belirleyici olan faktör ‘ayrıcalık’ değil sanırım.
Balayı tatilinizi lüks otellerde geçirmek isteyebilirsiniz, bu da bir tercihtir ve saygı duyuyorum. Ama gözlemlediğim kadarıyla bu yıl evlenen on arkadaşımdan sekizi farklı zamanlarda aynı yerlere gidip aynı otellerde konakladı.Ve sanırım buradaki amaç tatil yapmak, düğün yorgunluğunu atmak değil; birilerinden ‘aşağı’ kalmamak. Peki, ‘‘Evlendikten sonra tatil yapılmalıdır, hatta evlendikten sonra lüks otellerde tatil yapılmalıdır.’’ kuralını kim, ne zaman koydu? Eğer amaç, evlenilen kişiyle baş başa tatil yapmak ve düğün yorgunluğunu atmaksa gidilebilecek harika yerler, görülebilecek doğal güzellikler var. Eğer amaç bu değilse evlenen herkese ördek şekline sokulmuş havlular ve gül dökülmüş yataklarla mutluluklar diliyorum. Tebrikler! Normalde geceliği üç yüz lira olan otelimize, balayı çiftlerine sunulan ayrıcalıklardan faydalanarak bin lira verdiniz. Allah bir yastıkta kocatsın.