Bir ‘Hayır’da Türk Milliyetçileri’nden

Yayınlama: 22.03.2017
A+
A-

16 Nisan’da gerçekleşecek referendum oylamasında ‘Hayır’ diyecekleri konusunda açıklama yapan Çerkezköy Türk Milliyetçileri Hayır Hareketi üyeleri; “Bölücü terör örgütünün, söylemleriyle paralel şekilde, ülkemizin ismini, resmî dilini, kurucu değerlerini tartışma konusu yapmış olması, T.C ibarelerine hatta Türk kelimesine dahi adeta savaş açmış olması ve bugün de halk oylamasında ”HAYIR” diyecek olanları terör örgütleriyle bir cenahta gösterme gayretleri, komik durmaktadır.” ifadelerini kullandı.

BASIN TOPLANTISINI ERZURUMLULAR DERNEĞİ’NDE YAPTILAR
Çerkezköy Türk Milliyetçileri Hayır Hareketi üyeleri, Çerkezköy Erzurumlular Derneği’nde dün 19:30’da düzenelenen basın toplantısında 16 Nisan’da gerçekleşecek olan referendumda kararlarının ‘Hayır’ olduğunu gerekçeleri ile açıkladı.
“POLİTİK YANDAŞLIKTAN BESLENEN BİR HALK OYLAMASI SUNULMAKTA”
Milliyetçi Hareket Partisi Kapaklı İlçe Teşkilatı Eski Başkanı Hayri Varol’un Çerkezköy Türk Milliyetçileri Hayır Hareketi Üyeleri adına söz aldığı basın açıklamasında; “Cumhurbaşkanlığı sistemi denilen ve 16 Nisan’da bir halk oylamasıyla gerçekleştirilmek istenen, getirisi ve götürüsü tam hesaplanmadan sadece politik yandaşlıktan beslenerek halk önüne sunulan bir durumla karşı karşıyayız. Bir iktidar ve bir muhalefet partisinin TBMM’de ki, bir kaç etnik ve radikal ve hatta sınır ötesinden güç aldığı bilinen bir takım siyasi partilerin dışardan destekleri ile, halk önüne getirilen bu tasarıya, bizler, yani Türk milliyetçileri olarak belli konularda itirazlarımız neticesinde, karşı çıkıyor ve bu noktada fikrimizi beyan etmek üzere toplanmış bulunuyoruz.” Şeklinde konuştu.
“GETİRİLMEK İSTENEN YENİ SİSTEM HİÇ BİR ŞEKİLDE ‘TÜRK TİPİ’ DEĞİLDİR”
Türk tipi başkanlık sistemi denerek milliyetçi seçmenin oylarının devşirilmeye çalışıldığını ifade eden Varol; “Hükümetin milliyetçi seçmenler üzerinde oy avcılığı yapma gayretlerini red ediyor, getirilmek istenen yeni yönetim biçiminin hiç bir şekliyle Türk tipi olmadığını düşünüyoruz. Kaldı ki, bu tasarının banilerinin siyasi kariyerlerinin “Türk Tipi” kelimesini dahi kaldıramayacak sabıkalarla dolu olduğunun da farkındayız. Açılım, Oslo,Dolmabahçe gibi, yakın Türk tarihi açısından Fecaat çağrışımları yapan tehlikeli siyaset anlayışının, getirilmek istenen yeni sisteme Türk tipi diyerek, yüce Türk milletinin hafızasına çalım atma gayretini görmüyor değiliz. Aynı anlayışın, daha dün diyebileceğimiz kadar kısa bir zaman öncesine kadar, bölücü terör örgütünün, söylemleriyle paralel şekilde, ülkemizin ismini, resmî dilini, kurucu değerlerini tartışma konusu yapmış olması, T.C ibarelerine hatta Türk kelimesine dahi adeta savaş açmış olması ve bu gün de Halk oylamasında ”HAYIR” Diyecek olanları terör örgütleriyle bir cenahta gösterme gayretleri, komik durmaktadır. Yine, aynı cenahın, bizzat Türk Milliyetçilerine karşı açmış ve sürdürmüş oldukları amansız savaşlarını unutmadık. Kamu kurumlarında kadrolaştıkları dönemlerde, okul hademelerine kadar inip, Türk milliyetçiliği davasına mensup emekçi ve memurları kıyımdan geçirdiklerini, üst düzeydeki müdürlerimizi il il, ilçe ilçe sürgünlere gönderdiklerini unutmadık. Milliyetçi sendikalara baskılar uygulayarak, içlerini boşaltıp, kendilerine biat etmiş sendikalara ezdirdiklerini unutmadık.” dedi.
“SANDIKLARI KORUYAMAYAN YAPI ‘TEK DEVLET’ ANLAYIŞINA NASIL SAHİP ÇIKACAK”
Milliyetçi kanada, ”faşist, kafatasçı, ırkçı, mafya bozuntuları, morg bekçileri, tantanacılar…” gibi yakıştırmalar yaptıklarını unutmadıklarına dikkat çeken Hayri Varol; “ ‘Biz milliyetçiliği ayaklar altına almışız..’ diyen bir zihniyetin Türklüğün bekasına nasıl bir katkısı olacaktır, cevaplayamamaktayız. Şehir, ilçe, bucak ve köylerimizin dahi isimlerini değiştirmek isteyen, bu konuda sert tavırlar takınan zihniyet, ”tek dil” duruşunu nasıl gösterecektir, anlayabilmiş değiliz. Ülkemizin bir bölümünde seçim dahi yapamayan, bazı noktalara sandık koyamayan, sandıkları koruyamayan bir yapı, nasıl olacaktırda ”tek devlet” anlayışına sahip çıkabilecektir, çözebilmiş değiliz. Yine ülkemizin bir kesiminde belediyeler başta olmak üzere, bir çok kurumun önüne bezden, paçavradan sözde bayraklar asılmasını önleyemeyenler nasıl olacaktırda ”tek bayrak”ın bekçisi olabilecektir, bunu bizlere birileri anlatabilmiş değil.” Ifadelerini kullandı.
 
“GAFLET VE DELALET İÇERİSİNDE OLANLARA NASIL OLACAKTA TÜM YETKİYİ VERECEĞİZ?”
Hayri Varol konuşmasının devamında; “Bir diğer mesele, Türklük davamız için önemi büyük olan, Türk Dünyası’nın en değerli parçası olan, güzel Anadolumuz’u, okyanus ötesinden yönetilen bir hain topluluğuna göz yumarak, neredeyse ele geçirtecek bir aldananlar, kandırılanlar, bize göre gaflet ve delalet içerisinde olanlara nasıl olacakta tüm yetkiyi vereceğiz? Üstelik, bu hain yapıyla sürdürüldüğü söylenilen mücadeleninde içinin sulandırıldığını, gerçek manada bir mücadele edilmediğini, asıl müsebbiblerinin göz ardı edildiğini düşünüyor olmamız durumuda söz konusudur.” Ifadelerine yer verdi.
“‘EVET’İN ARKASINDA OLAN İKTİDARIN, İÇ GÜVENLİK ZAFİYETİ VAR”
Türk milliyetçileri olarak en hassas oldukları konulardan birinin de iç güvenlik olduğuna vurgu yapan Varol; “Bugün EVET’in arkasında olan iktidarın bu konudaki zaaflarını bir kez daha hatırlıyor, bu uğurda verilen şehitlerimizin, bedenleri yarım kalan gazilerimizin aziz hatıralarınıda bu vesileyle selamlamak istiyoruz.” Yine o aziz şehitlerimizin ve gazilerimizin, uğruna hayatlarını ve bedenlerini feda ettikleri, dağlara, taşlara yazılan ”Türk” ibaresini yeniden oralara yazmak için, okullarımızda çocuklarımızın her sabah okudukları andımızı daha canlı okutmak için, İstiklal Marşımızı daha gür sesle okumak, şanlı bayrağımızı daha yükseklerde ve vatanın her karışında dalgalandırmak için, Türk Milliyetçiliğine savaş açmış zihniyete karşı duracağız. Rabia Kader, Çöhreganlı, Denktaş gibi soydaş liderlerimizi ülkemize sokmayarak, kucaklaşmamıza mani olan bu yapıyla değil yan yana olmak her daim karşılarında olacağız. Bir futbol karşılaşması esnasında, desteklediğimiz kardeş Azerbaycan’ın bayraklarını toplatanlardan Türk Milliyetçileri olarak tek bir olumlu beklentimiz yoktur. Bu olumsuz havayı oluşturan, geçen 15 yıllık iktidar dönemlerindeki izledikleri politikalarla oluşturuanlar kendileridirler.” diye konuştu.
“TAMAMEN ŞAHSİ UFUKLAR HEDEFLENEREK HAZIRLANMIŞ BİR METİN”
kendilerine HAYIR dediğimiz için, çeşitli ağızlarla bizleri birileriyle yan yana koyma uyanıklığı içerisine girmesinler diyen Hayri Varol; “Zira, bizi yan yana getirmeye çalıştıkları kitlelerin hemen hemen hepsi bir dönemler birlikte yol yürüdükleri, yol arkadaşlarıdırlar, bizim onlarla aynı yerde olmamız söz konusu bile değildir, olamazda! Dolayısıyla, getirilmek istenen bu yeni sistemin, geçmiş göz önüne alındığında, Türk için, Türk’e göre diyerek kabullenilmesi abesle iştigaldir. Özellikle, hazırlanan 18 maddenin, mevcut memleket sorunlarına temas etmemesi, ve ülkemizin önemli gündem maddelerinden uzak hali, tamamen şahsi ufuklar hedeflenerek hazırlanmış bir metin olduğunun göstergesidir. Cumhurbaşkanı`nın parti genel başkanı olmasına olanak tanıyan, dolayısıyla partili Cumhurbaşkanı tarafından belirlenen isimlerin milletvekili olabildiği; Cumhurbaşkanına meclisi feshetme, bütçe hazırlama, kararname çıkartma, HSYK ve AYM üyelerinin tamamına yakınını, büyükelçileri, tüm üst düzey kamu yöneticilerini atama, milli güvenlik politikalarını belirleme yetkisi tanıyan; bu sistem gerçekleşirse, Cumhuriyetimizin, tırnaklarıyla kazıya kazıya nice badireler ve darbeler atlatarak bugüne getirdiği, parlementer demokrasimizin yara alacağını Ve zaman içerisinde, dikta rejiminin kapısını aralayacağı bir tek adam dönemine şahitlik edeceğimizden endişe duyuyoruz.
Yasama yürütme ve yargı erkleri arasında ki denge ve fren mekanizmalarının dokusunu bozmaya imkan sağlayan bu sistemin hayat bulması, yasama Ve yargı bağımsızlığının, yürütme kontrolüne girmesi ile önüne geçilemeyecek toplumsal hadiseleri beraberinde getirmesini kaçınılmaz kılmaktadır.” Ifadelerini kullandı.
“16 NiSAN’DA GERÇEKLEŞTiRLECEK OLAN REFERANDUMDA ”HAYIR” DiYECEĞiZ”
Yeni sistemin propaganda aşamasında dahi, antidemokratik uygulamalara başvurmaktan kaçınmadıklarını belirten Hayri Varol; “Her türlü baskı korkutma Ve engellemeyi, kendilerine muhalif olanlara reva görenlerin nasıl bir sistem hayalinde olduklarını anlamak güç değildir. Bu tasarının banilerinin, ülkemiz için varlık yokluk söylemleriyle bu sistemin reklamını yapıyor olmaları ise, bir yandan Ege denizinde Yunanistan tarafından işgal edilmiş 19 tane Türk adasını unutturma azimleri diğer yandan Kıbrıs’ta Rum kesimine şu sıralar terk edilmek üzere olan vatan toprağını görmezden gelmeleri samimiyet açısından oturaklı değildir. Eski dost Pensilvanya ve iş ortağı PKK üzerinden ‘HAYIR’ diyenler üzerinde oluşturulmak istenen algının farkında olan vatan Ve milliyetperver Türk insanı tarafından dikkate alınmadığından eminiz. Bugün burada, 16 Nisan referandumunda verilecek kararı fikr-i beyan etmek üzere tamamen müstakil, herhangi bir kurum oluşum ve platformun güdümünden uzak Türk milliyetçiliği esasında bir araya gelmiş Türk milliyetçilerinin itiraz sebeplerinin, bahse konu terör örgütleriyle bir düşünülmesi ihtimal dahilinde olamaz. Ortaya konan maddelerin özelliklerinden getiri ve götürülerinden bahsetmekten kaçınarak, tamamen seçmen profili çizerek, seçmen üzerinden propaganda yapılması bile, getirilmek istenen yeni sistemin uygunsuzluğunu suç üstü yapmaktadır. Her şeye rağmen tüm baskı yıldırma ve ayrıştırma politikalarının hakim olduğu, hayır diyenlerin ötekileştirildiği bu adaletsiz ortama rağmen, Türk milliyetçileri olarak 16 Nisan halk oylamasında, yüce Türk milletinin ferasetiyle bu tasarı yine Türk milleti tarafından veto edileceğine inancımız tamdır. Bu doğrultuda mücadele ve kararlıkla, kimseye kem gözle bakmadan, ayrıştırma Ve ötekileştimeden uzak bir şekilde, gayret sarf edip bizim gibi düşünsün düşünmesin halkımıza bakış açımızı değiştirmeyeceğiz. Türk Milliyetçiliği penceremizden bakarak, kendi öz gerekçelerimiz üzerinden, Çerkezköy Türk Milliyetçileri Hayır Hareketi olarak, 16 Nisan’da gerçekleştirlecek olan referandumda ”HAYIR” diyeceğimizi beyan eder, bu davaya gönül vermiş gönüldaşlarımıza çağrımızı ilan ederiz. Ne mutlu Türk’üm diyene!.. ” şeklinde konuştu.