Hocam parmak kaldırdık, görmediniz

Yayınlama: 14.10.2016
A+
A-

Geçtiğimiz haftalarda ‘Okullarda parayı veren düdüğü çalıyor!’ başlıklı bir haber yapmıştık. Haberin içeriği Çerkezköy’de eğitim-öğretime devam eden bir ilkokulda İngilizce sınavı yapılarak oluşturulan özel sınıflara öğrencilerin sınav sonuçlarına göre değil, velilerinin okula yaptığı bağışlara göre yerleştirildiğiyle alakalıydı. Biz bu haberi, bahsi geçen okulda çocuğunu okutan bir velinin isyanı sonucu yaptık ve Çerkezköy Kaymakamı Metin Kubilay da haberi öğrenir öğrenmez habere konu olan okulda gerekli incelemelerin yapılması için ilgili mercilere talimat verdi. Ve bu talimatla ilgili bilgilendirme yazısını da gazetemize gönderdi. Konuyla ilgili merci de malumunuz İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü. Eminim ki konu tüm ayrıntılarıyla araştırılmıştır(!) tabii ve yapılan detaylı araştırmaların ardından Çerkezköy İlçe Milli Eğitim Müdürü konuyla ilgili bir basın açıklaması yaptı. Yaptı dediğime bakmayın işte, yapmış. Biz de sonradan öğrendik; çünkü söz konusu basın açıklamasına davet edilmedik. Bakın, yanlış anlaşılmak istemiyorum, bugün benim de bir düğünüm, bir cenazem, bir kutlamam, bir açıklamam olsa ben de kendisini çağırmam. Bireysel olarak bir paylaşımımız yok. Birlikte bir etkinliğe katılmışlığımız, bir komşu ziyaretine gitmişliğimiz yok. Hatta ne bileyim, bayramda müdürümün elini öpmüşlüğüm onun da bana harçılık vermişliği de yok. Haliyle aramızda bu tarz şeylerin lafı bile olmaz. Yaptığı açıklamaya şahsen ‘beni’ çağırmamasına şaşırıp üzülmem. Canı sağ olsun da ‘basın’ açıklaması yaparken biri bizimki olmak üzere, bahsi geçen haberi yayımlayan iki yerel gazeteyi yaptığı açıklamaya davet etmeyip ilgili haberi yapmayan diğer yerel basın kuruluşlarına konuyla ilgili beyanlarda bulunmasına biraz alındım. Açıklama ‘‘basın’’ açıklaması da biz basın değil miyiz? Kırıldım kırılmasına tabii ama hafta içerisinde birçok kez yüz yüze bakıyoruz, o yüzden yine canı sağ olsun!
Şimdi haberi yapan ama ‘‘basın’’ açıklamasına davet edilmeyen iki yerel basın kuruluşundan birinin çalışanı olarak duyduğum kırgınlığı bir kenara bırakıyorum ve haberi yapmayıp açıklamayı yayımlayan diğer gazetelerden öğrendiğim kadarıyla konuyla ilgili birkaç şey söylemek istiyorum.
Habere konu olay, yapılan araştırmalar sonucu(!) İlçe Milli Eğitim Müdürümüz tarafından yalanlanmış. (-MIŞ) Ben kendisine inanmak istiyorum. Çünkü benim de gönlüm devlet okullarında okuyan öğrencilerin eşit şartlarda eğitim almasından yana. Çünkü ben de istiyorum ki dil ağırlıklı sınıflar oluşturulacaksa gerçekten bu alanda yetenekli/başarılı olan öğrenciler yeteneklerine/başarılarına göre sıralansın.
Gazeteceliği bir kenara bırakıyorum. Haberi de öyle… Hiçbirimiz bir fanusun içinde yaşamıyoruz. Çerkezköy’de eğitim-öğretim gören çoluğumuz çocuğumuz, konu komşumuzun çocuğu, akrabamızın çocuğu ve tanımadığımız bir sürü çocuk var. Ve bu habere konu olan bağış konusu ilk kez yaşanmadı. Gerek bağışla, gerek aradaki arkadaşlık, akrabalık bağıyla bir çok çocuğa diğerlerinden farklı imkanlar sunulduğunu duyuyor, görüyor, yaşıyoruz. Hatta konuyu aşarak söylüyorum ki, ben 2005-2009 yılları arasında Çerkezköy’deki son eğitim-öğretim dönemini tamamlamış bir insan olarak benden istenen bağışları da hatırlıyorum.
İlçe Milli Eğitim Müdürü hocam konuyu, haberi yapan basın kuruluşlarını davet etmediği ‘‘basın’’ açıklamasında, haberi yapmayan basın kuruluşlarına yalanlamış. Yalanlarken de bizi çağırmayışının sebebi sanıyorum ki söyleyeceklerimizden çekinmiş, soracaklarımıza cevap verememekten korkmuş olması. Ne diyelim hocam, parmak kaldırdık, görmediniz. Canınız sağ olsun, biz parmak kaldırmaya devam edeceğiz!

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.