Disleksi bir hastalık değildir

Yayınlama: 22.07.2016
A+
A-

Disleksi, Türkiye’de ve dünyada birçok çocukta görülen, çoğu insan tarafından hastalık olarak bilinen nörolojik bir farklılık. Disleksi üzerine çeşitli çalışmalar yapan ve bu farklılığa sahip çocuklarla birebir ilgilenen Uzman Psikolog Cihan Arapoğlu Akan, disleksi hakkında yanlış bilinenleri, tanı ve eğitim sürecini, bu süreçte ebeveynlere düşen görev ve sorumlulukları anlattı.
DisleksiiDİSLEKSİ BİR HASTALIK DEĞİLDİR
Disleksi, bir hastalık gibi algılansa da bir hastalık değil, genellikle çocukluk çağında ve çocuğun okumaya başlamasıyla fark edilen, öğrenmeyle ilgili zihinsel süreçlerdeki farklılıklardır. Diğer adı “Özel Öğrenme Güçlüğü” olan bu farklılık, okuma, heceleme, yazma becerilerini etkiler ve nörolojik kökenlidir. Genel bir tanımla disleksi, bireyin zeka düzeyinin normal veya normal üstü olmasına karşın, okuma hızının, okuma kalitesinin, öğrenme hızının, okuduğunu anlama ve anlatma becerisinin yaşıtlarına ve kendi zekasına kıyasla ortalamanın altında olması durumudur. Kısaca okuma bozukluğu olarak da tanımlanabilir.
TANI
Disleksi durumunda erken tanı çok önemlidir. Özellikle riskli çocukların, okul öncesi dönemde dikkatle izlenmesi gerekir. Bu durum genellikle çocukların ilköğretime başlamasıyla fark edilir. Okul öncesinde zekası normal olduğu halde, konuşma gelişiminde gecikme, aşırı hareketli, algılama sorunları, koordinasyon bozukluğu olan çocuklar risk grubuna girer. Bu çocukların öğrenme bozukluğu açısından değerlendirilmesi, erken tanı ve müdahale açısından büyük önem taşır.
TANI SONRASI VE MÜDAHALE SÜRECİ
Disleksi çocukların eğitimi normal sınıflardaki müfredat programlarına bağlı kalınarak gerçekleştirilmemelidir. Mutlaka, destek eğitim için değerlendirme sonucu oluşturan özel eğitim programlarından yararlanılmalı ve bu programlar disleksi alanında uzman eğitmenler tarafından yapılmalıdır. Bu eğitimdeki temel amaç; çocuğun yaşıtlarıyla arasındaki farkın kapanmasıdır. Ancak her çocuğa aynı yöntemin uygulanması mümkün değildir. Mutlaka, çocuğun öğreneceği düzeye uygun metodlar seçilmeli, geliştirilmeli ve uygulanmalıdır.  Bu süreçte, çocuğun benlik saygısını geliştirmek, özgüvenini arttırmak ve onu motive etmek çok önemlidir. Sınıf içinde ve dışında, çocuğun güçlü yönlerini ortaya çıkarmak ve ona bu konuda farkındalık kazandırmak gerekir.
EĞİTİM SÜRECİNDE EBEVEYN SORUMLULUKLARI
Aile, eğitim esnasında en az eğitmen kadar önemli bir rol oynar. Birlikte yapılan çalışmalar sırasında, uygun noktalarda mola vermek ve verilen bilginin alınıp alınmadığını sınamak gerekir. Ödevler sıkıcılığın aksine dikkat çekici bir “görev”le birleştirilmelidir. Bu süreçte ebeveynler sabırlı ve özenli olmalıdır.
SONUÇ
Eğitim sürecinde çocuk, özel eğitim uzmanları ve psikologlar tarafından değerlendirildikten sonra, belirtilerle birlikte zayIf yönler saptanıp program doğrultusunda bir yol izlenir. Buradaki amaç zayıf olan yönler güçlendirilirken dikkat ve odaklanma süresinin arttırılmasıdır. Eğitim şeklinin ve yöntemlerinin çocuktan çocuğa farklılık gösterdiğini de göz önünde bulundurursak, bazı çocuklar eğitim sürecini maksimum faydayla tamamlarken, bazı çocuklarda ise bu oran düşebilir. Ancak unutulmamalıdır ki, disleksi bir hastalık değildir ve bu yüzden amaç kesinlikle tedavi değil, çocuğun eğitim sistemini değiştirerek daha kolay öğrenmesini sağlamaktır.
 

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.