Eğitim Sen üyesi öğretmenler, Çerkezköy Merkez Postahanesi önünde, 7 Şubat gecesi yayımlanan Kanun Hükmünde Kararname ile görevinden ihraç edilen arkadaşları için, genel merkezlerinin Türkiye genelinde uygulanmak üzere aldığı karara uyarak Çerkezköy Postahanesi’nden Milli Eğitim Bakanlığına ve ulusal basın kuruluşlarına faks çektiler.

‘BUNA KARGALAR GÜLER’
Eğitim Sen üyesi öğretmenler, Çerkezköy Merkez Postanesi önünde, 7 Şubat gecesi yayımlanan Kanun Hükmünde Kararname ile görevinden ihraç edilen arkadaşları için, genel merkezlerinin Türkiye genelinde uygulanmak üzere aldığı karara uyarak Çerkezköy Postahanesi’nden Milli Eğitim Bakanlığına ve ulusal basın kuruluşlarına faks çektiler. Eğitim Sen Çerkezköy Şube Baştemsilcisi Barış Serin, eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in ‘‘Cemaat devlete sızmış, buna kargalar güler.’’ açıklamasını hatırlatarak, ‘‘Biz FETÖ’cülerle mücadele ederken eski Milli Eğitim Bakanı bu sözleri sarf etmişti. Şimdi ise bizleri FETÖ’cü olarak suçluyorlar. Buna kargalar güler.’’ dedi. Eğitim Sen Çerkezköy ve Kapaklı temsilcileri tarafından yapılan eylemde şu ifadelere yer verildi:

‘YAYIN POLİTİKASI İKTİDARA GÖRE BELİRLENİYOR’
‘‘Kitle iletişim araçlarının, halkı ya da kamuyu ilgilendiren her türlü bilgi, belge ve tartışmayı gerçekte olduğu gibi iletme görevi olduğu bilinmektedir. Kamunun objektif ve doğru bir şekilde aydınlatılması, halkın gerçekleri öğrenmesi açısından basın kuruluşlarının yayın politikalarının özellikle iktidardan bağımsız ve özgür olarak hareket etmeleri önemlidir. Siyasal, hukuksal ve ekonomik baskılar nedeniyle Türkiye’de basın kuruluşları hiçbir dönem olmadığı kadar baskı altına alınmış durumdadır. Ancak özellikle 15 Temmuz darbe girişimi sürecinde yazılı ve görsel basının büyük bölümü yayın politikasını iktidara göre belirlemeye başlamıştır.

‘MÜCADELEYİ GÖRMEZDEN GELMEK BASIN MESLEK İLKELERİ İLE BAĞDAŞMIYOR’
Medyanın büyük bölümü haber ve yorumlarını iktidara göre belirlemekte, özellikle kamu emekçileri ile ilgili gelişmeleri aktarırken özellikle objektiflik ilkesinin göz ardı edilmesi dikkat çekicidir. 15 Temmuz sonrasında ihraç edilen kamu emekçileri, akademisyenler ve onları temsil eden sendikaların mücadelelerini yok saymak ya da görmezden gelmek basın meslek ilkeleri ile bağdaşmamaktadır. Bundan sonra ekranlarınızı ve sayfalarınızı emekçilere, özellikle 15 Temmuz sonrasında ciddi hak ihlallerine uğrayan kesimlere açmanızı talep ediyoruz.

‘SENDİKAL FAALİYETLER SORUŞTURMA KONUSU YAPILAMAZ’
15 Temmuz darbe girişimi sonrasında ilan edilen OHAL ve peş peşe çıkarılan KHK’larla birlikte hukukun en temel ilkeleri ayaklar altına alınmıştır. Özellikle Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde yaşanan kitlesel ihraçlar, örgütlü mücadelemize yönelik olarak başlatılan hukuk dışı uygulamalar, yüksek yargı ve AİHM kararları ile uluslararası sözleşmelere rağmen en temel sendikal faaliyetlerin zorlama yorumlarla suç kapsamına alınmaya çalışılması söz konusudur. Çerçevesi Anayasa, yasalar ve uluslararası sözleşmelerle çizilmiş bulunan sendikal eylem ve faaliyetler ile sosyal medya paylaşımları, sırf hükümet politikalarına ters düştüğü için soruşturma konusu yapılamaz.

‘SİZLERİ HUKUKA VE YARGI KARARLARINA SAYGILI OLMAYA DAVET EDİYORUZ’
Sendikal eylemlerin siyasi baskı ve yönlendirmelerle suç kapsamına alınmak istenmesi, gücünü yasalardan alması gerekenlerin hukuku ayaklar altına alarak göz göre göre suç işlemesi anlamına gelmektedir. MEB bürokratları görevlerini yerine getirirken Anayasa, yasalara, ulusal ve uluslararası yargı kararlarına, Türkiye’nin altına imza attığı ILO sözleşmelerine uymak, adımlarını hukuk ilkeleri çerçevesinde atmak zorundadır. Ancak özellikle 15 Temmuz sonrasında yaşanan ihraçlar, açığa alınmalar, soruşturma ve sürgünler konusunda hukukun en temel ilkelerini çiğneyerek hareket etmenizi doğru bulmadığımızı ifade ediyor, sizleri bir kez daha hukuka ve yargı karalarına saygılı olmaya davet ediyoruz.’’

Haber: Ekin Avcı