2016, başladığı ilk günden itibaren hayatımın en kötü yılı olmaya aday olduğunun sinyallerini verdi. Umarım daha kötülerini yaşamam ama öyle de oldu. En çok üzüldüğüm, en çok ağladığım, hayatımın en kötü tecrübelerini yaşadığım, her güne “Bugün daha kötüsü olmasın” dileğiyle başladığım, kırdığım, kırıldığım, dağıldığım ve en çok yıprandığım yıldı. Saçlarım beyazladı. Ama hayat, evren, kader, adına ne dersek diyelim, tek bir duygunun hüküm süremeyeceği kadar mucizevi bir şey. Bu kadar sancının arasında öyle güzel şeyler de oldu ki umutsuzluğa kapılamadım, mücadeleyi bırakamadım, yaşamayı sevmekten vazgeçemedim. Hayatımın hiçbir döneminde aşırı iyimser ya da fazla karamsar bir insan olmadım. Herkes gibi benim de duygularım, davranışlarım, yaşadıklarımın etkisinde şekillendi. Ama 2016 benim için, kişisel devrimimde attığım en büyük adımların yılı oldu.

Bu yıl bana, gelecek yıl için harika öğütler verdi:

-Yaşadıklarını değiştiremezsin. Bu yüzden onları vücudunun birer parçası gibi kabul edip yoluna devam etmelisin. Güzel tecrübelerini bedeninde en güzel bulduğun, kötü tecrübelerini ise en çirkin bulduğun yer gibi düşün. Beğendiklerin de beğenmediklerin de oradalar ve mutlaka bir işe yarıyorlar.

-Düştün, yaralandın ve bazı yaraların öyle derin ki izleri hayatın boyunca silinmeyecek. Ama acısı hafifledi, daha da hafifleyecek. Belki kimi zaman sızlayacak, seni bir an yeniden üzecek; ama unutma, bir yerlerin sızlıyorsa orası hala hayatta demektir.

-Kendin olmaktan vazgeçme. Bu hayattaki en önemli şey sensin. Bırak seni yargılasınlar. Şu an seni yargılayanlar belki de hiçbir zaman hayatının bir parçası olmayacaklar ve sen hayatını, Bakkal Osman Abi’nin, mahalleden Fatma Teyze’nin seni ayıplamaması için mutsuzluğa sürüklemiş olacaksın. Şunu söylemekten vazgeçme: “Bu, benim hayatım!”

-Takdir edilmek güzeldir. Takdir edildiğinde gururlanmakta özgürsün. Ama takdir edilmek için yaşama. Yaşadığın şekilde, yaptıklarınla takdir ediliyorsan ne mutlu sana. Ama birileri hayatının beğen butonuna basmak zorunda değil. Sen kendini takdir ediyorsan başarılısın. O yüzden tekrarla: “Bu, benim hayatım!”

-İnsanları sev. Önyargılı olma. İnsanları değerlendirirken sadece hatalarını görmeye çalışma. Herkes hata yapmakta senin kadar özgür. Bu, onun hayatı. İyilikleri, güzel şeyleri gör. Kendinden ödün verme ama fedakarlıktan da kaçınma. Ve yaptığın hiçbir fedakarlığı karşılık bekleyerek yapma. Birinin yüzündeki tebessüme sebep olmak birçok şeyden daha kıymetli.

-Pişman olacağın şeyler de yapabilirsin. Bunu yapmak da sana yaşadığını hissettirir. Ama eğer gerçekten pişmansan özür dile, telafi et. Ancak her özrün kabulü olmak zorunda olmadığını da unutma. Hatalarının sorumluluklarını al.

-Ağla. Kaybettiklerine, üzüldüklerine, kızdıklarına, affedemediklerine doya doya ağla. Ağlamak senin zayıf olduğunu değil insan olduğunu gösterir. Gözyaşlarını saklamaya çalışma. Her zaman güçlü görünmek zorunda değilsin. Her zaman güçlü olmak zorunda hiç değilsin.

-Kendini tanı, yeteneklerini keşfet. Her şey durulduğunda yanında bir tek sen kalacaksın; bu yüzden kendinle iyi vakit geçirmeyi, daha da önemlisi kendinle geçinmeyi öğrenmelisin.

-Aşk var! Bir yerlerde seni bekliyor. Onu bul, tutkuyla yaşa ve sonra arkana yaslanıp o tutkunun sevgiye, o insanın da bir yol arkadaşına dönüşmesinin tadını çıkar.

-Doğayı, hayvanları sev. Bir ağaç altında oturmak lüks kafelerde oturmaktan, bir hayvana dokunmak avm otoparkında yer aramaktan daha keyifli.

-Güzel görünmek, güzel giyinmek, bakımlı olmak zorunda değilsin. Kendini nasıl iyi hissediyorsan öyle görün. Aynaya baktığında gördüğün kişiyi en doğal haliyle sev. Saçlarındaki beyazları da sev. Hepsi birer tecrübeyi temsil ediyor.

-Hayat seni her zaman mutlu etmez. Mutsuz olmaktan korkup istemediğin bir hayat yaşama. Hangi yolu seçersen seç mutsuzluklar olacak hayatında. Sen, mutlu olacağına en çok inandığın yolu seç. Mutsuzlukların da olacaksa senin tercihlerin sonucunda olsun.

-Kötü bir yıl geçirdin diye yenisinden umudu kesme. Yenisi de kötü geçerse bir sonrakinden… Hayat asla aynı tempoda ilerlemez. Hiçbir sonuç alamasan bile umutlu geçirdiğin günler, umutsuz geçirdiklerinden daha güzel olacak.

-Hayaller kur, hedefler koy ama beklentiye girme.

-Sarıl, duygularını söyle ve yaşamayı sevmeyi sakın bırakma. Kimse sana doğarken her şeyin çok güzel olacağını söylemedi. Hayat tam olarak böyle bir yer. İyiler, kötüler, güzeller, çirkinler var. Tıpkı senin gibi, tıpkı diğer insanlar gibi hayat. Nefes al ve kıymetini bil.

Evet, hayatımın en kötü yılı ilan ettiğim 2016’ya bu öğütler için minnettarım.
Hoş geldin 2017!
Beraberinde getireceklerine hazırım!