Geçtiğimiz günlerde özellikle Türkiye’nin önde gelen Organize Sanayi Bölgelerinde (Çerkezköy dahil) yaşanan elektrik kesintilerini bilmeyeniniz yoktur. Tam da o günlerde Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak BEDAŞ Genel Müdürlüğü’nü ziyaret etti ve ziyaretini de Twitter’da paylaştı. Şayet Sosyal Medyayı yakından takip ediyorsanız, İkitelli OSB’de Şehmus adında bir esnaf, Enerji Bakanı Albayrak’a Twitter’dan elektrik kesintileri nedeniyle mağdur olduklarını belirten bir tweet attı. İşte ne olduysa bundan sonra oldu…

Sosyal Medyada aktroller olarak bilinen güruh, başladılar Esnaf Şehmus’a yüklenmeye. Şehmus abinin ne fetöcülüğü kaldı, ne vatan hainliği, ne ce-ha-pe’liliği, ne de dhkpc’liliği… İlk önce durumu idare etmeye çalışan esnaf Şehmus, daha sonra zıvanadan çıkan aktrollerden birine; ‘Sen madde bağımlısı falan mısın,  İkitelli’de esnafım diyorum, elektrik yok diyorum, mağdurum diyorum’ diyerek isyanını dile getirdi. Tabii ki Şehmus abinin bu isyanı aktrolleri durdurmaya yetmedi… Troller bu kez esnaf Şehmus’a ‘üst akıl’ ithamında bulundular. Bizim esnaf Şehmus da ‘üst akıl kim? Esnafım diyorum esnaf’ diyerek yazışmayı sonlandırdı.

Değerli okur, hani demiş ya damdan düşen Nasreddin Hoca, ‘Bana damdan düşen birini getirin, benim halimden ancak o anlar’ diye… İşte mevzu öyle derin, öyle masalsı, öyle fıkra gibi!

Bizim de başımıza böyle bir olay geldi. Çerkezköy gündemini takip ediyorsanız 15 Temmuz sonrası el konulan FEM dershanesi binasının müftülüğe tahsis edildiğini duymuşsunuzdur. Biz de bu durumu eleştiren bir haber yaparak, bahse konu binanın müftülüğe verilmesinin israf olduğunu söyledik ve binanın müftülüğe değil, okula tahsis edilmesi gerektiğini ifade ettik. Zira Çerkezköy’de derslik ihtiyacı her geçen gün şiddetle artıyor!
Bu haberimizden sonra tıpkı esnaf Şehmus abi gibi ne fetöcülüğümüz kaldı, ne vatan hainliğimiz, ne ce-ha-pe’liliğimiz kaldı, ne de dhkpc’liliğimiz…
Okul istedik diye neredeyse gözaltına alınacağız!

En çok da ‘bu sizin düşünceniz’ diye başlayan şu yoruma güldüm; ‘Fikirlerinizi haber yaparak insanlara dikta edemezsiniz. Fetönün sahip olduğu herşey bu milletin zekat ve fitreleri ile oluştu ve orası ancak müftülüğe yakışırdı. Yoksa size mi tahsis etselerdi orayı? İnsanların milli ve manevi duygularını aşağılayan haberler yapmayın..!’

Tabi ki bu minvalde birçok yorum yapıldı ama bu yorumda benim dikkatimi çeken asıl nokta ‘Fikirlerin’ haber yapılmasından rahatsız olunması.
Hüseyin Ensar Tiftik isimli okurun bu yorumuna kısa bir cevap vermek istiyorum.
Hüseyin bey, gazeteciliğin diğer bir anlamı ‘fikir işçiliği’dir. Yani fikri olmayan insan, zaten gazeteci değildir. Doğal olarak fikirleri haber yapmak zorundayız. Buradaki ince nüans ise fikrin toplum yararına olup olmadığıdır. Sınıf mevcutlarının 60’a yakın olduğu Çerkezköy’de okul istemenin toplum yararına olup olmadığını tartışmaya açma gereği bile duymuyorum.
Tekrar fikir meselesine dönecek olursak, fikri olmadan gazetecilik yapan basın çalışanı günümüzde tabi ki çoğunlukta. Fikri olan azınlığın da durumu malum…